Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nisan, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yaşın ilerledikçe değil, kalbin yara aldıkça yaşlanırsın.

  2005 (Saldırıdan iki yıl önce, Malabami köyü) “Ege, azıcık gülümse, oğlum... Hazal, Resul’un saçını çekme... Ege, Görkem, Hazal, Dilek, Resul... Kim kaldı? Prenses!” Alper etrafına bakarak yüksek sesle “Benim prensesim nerede?” dedi, Elis kapıdan çıkıp babasının yeni aldığı spor ayakkabılarının bağcıklarını bağlamaya çalışırken cevap verdi: “Geliyorum, amca!” Alper Elis’in ayakkabılarla verdiği savaşı kısa bir süre keyifli bir gülümseme eşliğinde izlese de, dayanamayıp yardımına koştu. “Prenses, Yeni tarzın çok güzelmiş” diye gülümserken Elis’in buruşmuş yüzündeki acı çeken ifadeyle karşılaştı: - Babam hediye aldı, ama galiba bir daha giymeyeceğim. Çok zormuş. - Karşına çıkan ilk zorlukta pes edersen, yolun sonundaki manzarayı göremezsin, prenses. Elis amcasının dediklerini anlamamıştı. Alper yüz ifadesinden bunu hissetmiş olacak ki, “Büyüyünce anlarsın” dedi gülümseyerek. Sonra Elis’in elinden tutup meyve bahçesinin önüne götürdü ve uzun uğraşlar sonucu çocukları hizada ...

Tesadüf bir başlangıçtır. Finali sen oynarsın, perdeyi kader kapatır.

  Elis yerinde donup kalmışken birden Lina’nın ayak seslerini duydu, hızlıca indiğine göre belli ki, neşeli uyanmıştı. Ama maskeli adam her an sesleri duyabilir, onları farkedebilirdi. Oyun sahası evlerinin tam karşısındaydı. Artık “Tehlike” işaretini yapmanın zamanı gelmişti. Üç parmağını kapatıp açık kalan serçe parmağını ve baş parmağını hızlıca ters yönlere sallamaya başladığında maskeli adam da onu farketmişti. Onu düşündürense, sadece Lina’nın işareti farkedip saklanmasıydı. Kardeşinin yavaşlayıp mutfağa geçtiğini ayak seslerinden anlayınca rahatladı. Kendisi umrunda değildi, ama küçükken yaşadıklarını kardeşine yaşatmak istemiyordu. O yüzden sessizce kapıyı kapatıp evden çıktı. Sakin adımlarla adama doğru giderken kalbinin göğsünden fırlayacakmış gibi hızlı atmasını umursamamaya çalışıyordu. Kayra kızın ne işaret yaptığını anlamadı. Kapıda sakince duran kızı farkettiğinde ayak sesleri bir kaç saniye daha gelmeye devam etmişti, bu yüzden köyde başka birilerinin daha olduğun...

İnsanı yükselten iki güçlü destek vardır: Korku ve merak

  “... Anne, lütfen, yine başlamayalım. Eve dönemem, işlerim var... Geç bitecek, bu ay içinde gelmemin imkanı yok. Tamam... Hoşçakal, anne!” Telefonla konuşurkenki yüz ifadesi aramayı açtığına çoktan pişman olduğunu gösteriyordu. Artık iyirmi sekizinci aramada dayanamayıp telefonu açmıştı belki önemli bir şey vardır diye. Ama yok, yine her zamankı gibi annesi onu dönmeye ikna ediyordu. “Sevdiğin yemekleri yaptım”dan sonra bir süredir “Sana kız buldum”la döndürmeye çalışıyordu oğlunu. Ama Kayra’nın ne yemek umrundaydı, ne kız, ne de annesi. Özellikle de annesi... Zamanlama çok önemlidir, ihtiyacın olan zamanda yanında olmayan insanların gerek olmadığında türlü-türlü bahanelerle senin yanında olmaya çalışması işe yaramaz. En azından Kayra’nın düşüncesi buydu ve annesini görmek istememesinin tek sebebi de buydu. Onun için önemli olan tek şey işiydi, fotoğrafçılık. Geçen yıl “Siena Uluslararası Fotoğraf Ödülleri”nin kazananlarından olmuştu ve bu yıl da kazanmaya kararlıydı. Fotoğrafçıl...