Elis yerinde donup kalmışken birden Lina’nın ayak seslerini
duydu, hızlıca indiğine göre belli ki, neşeli uyanmıştı. Ama maskeli adam her
an sesleri duyabilir, onları farkedebilirdi. Oyun sahası evlerinin tam
karşısındaydı. Artık “Tehlike” işaretini yapmanın zamanı gelmişti. Üç parmağını
kapatıp açık kalan serçe parmağını ve baş parmağını hızlıca ters yönlere
sallamaya başladığında maskeli adam da onu farketmişti. Onu düşündürense,
sadece Lina’nın işareti farkedip saklanmasıydı. Kardeşinin yavaşlayıp mutfağa
geçtiğini ayak seslerinden anlayınca rahatladı. Kendisi umrunda değildi, ama
küçükken yaşadıklarını kardeşine yaşatmak istemiyordu. O yüzden sessizce kapıyı
kapatıp evden çıktı. Sakin adımlarla adama doğru giderken kalbinin göğsünden
fırlayacakmış gibi hızlı atmasını umursamamaya çalışıyordu.
Kayra kızın ne işaret yaptığını anlamadı. Kapıda sakince duran
kızı farkettiğinde ayak sesleri bir kaç saniye daha gelmeye devam etmişti, bu
yüzden köyde başka birilerinin daha olduğunu ve işaretin Kayra’yı haber vermek
için olduğunu tahmin etti. Kız kapıyı kapatıp yavaş adımlarla ona doğru gelmeye
başlayınca, tedirgin oldu. Her ne kadar zararsız gibi görünse de, birinin
üzerine gelmesi onu rahatsız ederdi. Bu onda geçmişten kalma bir travmaydı.
Korkusunu bastırmaya çalışarak o da kıza doğru yürüdü, iyice yaklaşınca kısa,
kıvırcık, siyah saçlı kızın yüzündeki benleri farketti. 20-25 yaşlarında
olduğunu tahmin etti, ellerinin titremesinden onun da korktuğu anlaşılıyordu.
Kızı korkutmamak için sakince “Merhaba” dedi, “Ben Kayra. Buraya fotoğraf
çekmeye geldim, köyde kimsenin yaşamadığını söylediler, siz de mi yeni
geldiniz?” Aslında sorularını cevap almak için sormamıştı. Kızın korkmasına rağmen onun yanına gelmesi Kayra’nın
verebileceği muhtemel zararın karşısını almayı amaçlıyordu. Ve endişelenmesinin
gereksiz olduğunu hissettirmek için ona samimi davranmalıydı, o yüzden kızla
iletişim kurmaya çalıştı. Düşüncesi mantıklıydı, çünkü insanlar genelde
bilmedikleri şeylerden daha çok korkup çekinirler.
Elis maskeli adamın soruları karşısında ne
yapacağını bilmiyordu. İşaretle anlatsa, o anlamazdı, konuşmak desen, bu bir
seçim bile değildi. Sadece yazarak anlatabilirdi, ama adamı içeri götürürse, Lina’yı
farketme ihtimali çok büyüktü. Kapıyı kapatmasının sebebi Lina sessizce gizli
geçide girerken maskeli adamın onu görmesine engel olmaktı. Ama defterlerin ve
kitapların olduğu gizli geçite maskeli adamla yazarak anlaşmak için girerse,
hem kardeşini, hem de korunacak tek yerlerini tehlike altına atmış olurdu. Bir
ihtimal adamın defteri varsa diye eliyle yazıyormuş gibi yaptı. Adam ona
garip-garip baktıktan sonra anlamış gibi yaptı, çantasını açıp defter ve kalem
çıkardı. Elis atlı karıncaya doğru yürüyüp onun zeminine oturdu ve defteri açıp
yazmaya başladı.
Kayra
kızın konuşamadığını artık anlamıştı. Oyun oynama ihtimali içinde bulundukları
durumu varsayacak olursa, çok düşüktü. O ihtimali dikkate almadan kıza inanmaya
karar verdi. Kız yazmayı bitirip defteri Kayra’ya uzattı. Yazıya baktığında
kızın elleri titreyerek yazdığı “Ben Elis” yazısını gördü. Diğer sorulara cevap
vermeme sebebi ister bir şeyler saklaması, isterse de ellerinin titremesi
olsun, her halükarda soruları tekrar etmenin bir önemi yoktu, o yüzden
üstelemedi. Kayra fotoğraf makinesini gösterip “İstersen senin de resmini
çekeyim” dedi, Elis’in yüzündeki endişeyi hissederek “Merak etme, hiç bir yerde
paylaşmam” diye de ekledi. Bir az tereddüt etse de, kafasıyla onayladıktan sonra
evlerinin bahçesinin önündeki sandalyede oturup dirseklerini dizlerine
dayayarak avuç içlerini çenesinin etrafını saracak şekilde tutup poz verdi. Kayra
fotoğrafçılık konusunda tecrübeliydi. Normalde insanlar resim çekilirken
gülümserdi, Elis’in verdiği gibi ifadesiz pozlara çok fazla rastlamamıştı. Marka
çekimlerinde özellikle istenen pozlar arasında vardı, ama sokakta resmini
çektiği insanlar genelde gülümserdi. Bu onun içinde bir merak uyandırsa da,
aldırış etmedi. Dahası, tarihini keşfetmek için geldiği bu köyde bildiğinden
fazlası olduğuna inanmaya başlamıştı. Eğer Elis bu köydense, 13 yıl boyunca
kimseye görünmeden nasıl yaşamıştı? Eğer sonradan gelmişse, buraya gelmesinin
sebebi neydi? Kimseye görünmeden köye girmeyi başarsa bile, bu kadar cesur
birinin sıradan bir insanı görünce ellerinin titremesini mantıksız buluyordu.
Bu köyden olduğu fikrine yoğunlaşmışken Elis’in yine deftere bir şeyler
karaladığını gördü. Bu sefer elleri titremiyordu. Galiba resmini çekmeyi teklif
etmek doğru bir karardı. Yazarken onu izlemesinden rahatsız olacağı ihtimalini
düşünüp önüne döndü ve yazıyı bitirmesini bekledi. Tahtadan yapılma sandalyelerin
hemen yanında aynı malzemeden masa vardı, takım olmalılardı. Elis yazıyı
masanın üstünde yazıyordu. Aklına bir şey gelmiş gibi bir anlık durdu, sonra
yazmaya devam etti. Bitirince defteri Kayra’ya uzattı, eliyle yazının ikinci
kısmını işaret etti. “Meyve suyu ister misin?” yazıyordu. Kayra başıyla
onaylayınca içeri girip kapıyı kapattı, ardından kilitleme sesi duyuldu.
Herhalde hala ona tam güvenememişti, Kayra bunu normal karşıladı. Meyve suyu
oyun sahasının yanında gördüğü yemyeşil meyve ağaçlarını da açıklıyordu. Oyun
sahasını aradığı için onlara pek dikkat etmemişti. Bir an başını kaldırıp
ağaçları inceledi. Onlara bakan her kimse çok özenliydi. Başkalarının yaşama
ihtimali de olduğu için Elis’in baktığına emin olamadı. Aklına Elis’in ilk yazdığı
soruyu hala okumadığı geldi. Deftere bakınca “Buraya neden geldin?” sorusuyla
karşılaştı. Ya fotoğraf çekmek için geldiğine inanmamıştı, ya da sebebin sadece
bu olmadığını hissederek sormuştu. İkinci ihtimal doğruysa, çok akıllı
olmalıydı. Dünyada bir sürü fotoğraf çekecek yer varken neden kimsenin
yaşamadığını düşündüğü yeri resmetmek istesin ki? Güzel bir düşünceydi. Ama
Kayra sorunun cevabını biliyordu. Kapının kilidi döndü, ardından kapı da
açıldı. Elis’in gelmesi bir az uzun sürmüştü. İki bardak elma suyunu getirip
masanın üstüne koydu. Kayra soruya cevap vermek için maskesini çıkarıp elma
suyundan bir yudum aldığı sırada Elis de az önce oturduğu sandalyeye, Kayra’nın
tam karşısına geçti. Elma suyunun tadı güzeldi. Kayra nefes alıp konuşmaya
başladı: “26 yaşındayım. 12 yaşından itibaren fotoğrafçılığa başladım. Daha çok
doğa resimleri çekmeyi severim, ya da keşfedilmemiş yerlere giderim. Burayı
araştırdığımda gizemli bir olaydan sonra kimsenin girip çıkmadığını, uzaktan
bile hissedilen keskin kokudan dolayı isminin değiştirilerek “Odor” olduğunu
öğrenebildim sadece. Şehirde kaldığım otel sahibi köyün “Rubin” çetesi
tarafından saldırıya...” Kayra cümleyi yarıda kesti. Çünkü Elis normalden hızlı
nefes alıyordu, gözleri de fal taşı gibi açılmıştı...
Yorumlar
Yorum Gönder